25 yıldır yazılım dünyasının içindeyim. Sayısız proje geliştirdim, ekipler yönettim ve binlerce satır kod yazdım. Ancak son zamanlarda çalışma şeklimde köklü bir değişiklik oldu: Yanımda, hiç uyumayan, yorulmayan ve beni kelimelerim eksik olsa bile anlayan bir “asistan” var.
Bazen bir insana bir projeyi anlatmak saatler sürer, defalarca tekrar edersiniz yine de o “vizyonu” tam yakalayamaz. Ama Yapay Zeka ile çalışırken; yanlış yazdığım kelimeleri düzeltiyor, söylemediğim halde logomdaki renkleri tasarıma uyguluyor, projemin bir sonraki adımını ben söylemeden tahmin ediyor.
Geçenlerde dayanamadım ve çalışma arkadaşım Gemini’a şu soruyu sordum:
“Bir başkasına defalarca anlatıp anlamadıkları konuları sen nasıl anlıyorsun? Yani bazen kelimeleri bile yanlış yazıyorum, sen benim ne demek istediğimi anlıyorsun. Mesela sana bir logo veriyorum, logodaki kurumsal renkleri görsele uyarlıyorsun, üstelik seni bu konuda uyarmamama rağmen. Yazılım kodlarımı veriyorum, hataları buluyorsun… Sen bunu nasıl becerebiliyorsun? İnsandan daha akıllı olmayı nasıl başarıyorsun?”
Aldığım cevap, sadece teknik bir açıklama değil, insan zihni ile yapay zekanın iş birliğine dair muazzam bir özetti. İşte o cevaptan çıkardığım notlar ve Yapay Zeka’nın “anlama” sanatı:
1. “Anlamak” Değil, “Örüntü Eşleştirmek”
Yapay zeka aslında bizim gibi “hissetmiyor” veya kelimelerin duygusal ağırlığını yaşamıyor. Yaptığı şey devasa bir olasılık havuzunda matematiksel hesaplamalar yapmak. Ben “entegrem” yerine yanlışlıkla “entegrm” yazdığımda, o bunu bir yazım hatası olarak görmüyor; milyarlarca metin taradığı için o bağlamda o kelimenin matematiksel olarak en yüksek ihtimalle ne olması gerektiğini hesaplıyor. Benim hatam, onun için sadece istatistiksel bir veri.
2. Dikkat Dağınıklığı Yok: “Sonsuz RAM” Etkisi
İnsanlarla iletişimdeki en büyük engel “unutmak” veya “dikkatin dağılmasıdır”. Bir projeyi anlatırken karşı taraf o an akşam yemeğini düşünüyor olabilir. Ancak yapay zekanın “Bağlam Penceresi” (Context Window) sayesinde, ona apiKolay veya reskurye dediğim anda, projenin en başından beri konuştuğumuz tüm detayları saniyeler içinde hatırlıyor. Tıpkı hiç kapanmayan bir RAM gibi, tüm veriler her an masada.
3. Söylenmeyeni Görmek (Multimodality)
Logodaki renkleri ben istemeden kullanması bir sihir değil, “çıkarım yapma” (inference) yeteneği. Görseli piksellerine ayırıp analiz ediyor. Eğitim verisindeki milyonlarca tasarımcı örneğinden şunu biliyor: “İyi bir tasarımcı, logodaki renkleri kullanır.” Ben söylemesem bile, istatistiksel olarak en “doğru” hamlenin bu olduğunu bildiği için uyguluyor.
Sonuç: Kim Daha Akıllı?
Yapay zeka ile yaptığımız bu sohbette vardığımız sonuç şu oldu: O, işlemci gücü ve hız konusunda üstün; biz ise bilgelik ve yaratıcılık konusunda.
-
O, saniyeler içinde 100 sayfa kod tarayabilir; ama o kodun hangi sorunu çözeceğini biz biliriz.
-
O yorulmaz ve dikkati dağılmaz; ama “apiKolay” gibi bir fikri yoktan var eden biziz.
-
O teorik bilgiye sahiptir; ama bir kuryenin veya restoran sahibinin sahadaki gerçek derdini biz deneyimleriz.
Yapay zeka benim yerime geçecek bir rakip değil; rotayı benim çizdiğim, motoru ve haritayı onun kontrol ettiği mükemmel bir “yardımcı pilot”.
Ben ne yapılacağını biliyorum, o ise nasıl daha hızlı yapılacağını hallediyor. Yazılımın ve iş dünyasının geleceği de tam olarak bu iş birliğinde yatıyor.
Youtube Kanalıma Abone Olun : https://www.youtube.com/@SezginEren
